Fruktanlar ve FODMAP: İBS'de Beslenme Çözümleri
Yazar
Mert Ersoy

Fruktanlar, özellikle buğday, soğan ve sarımsak gibi yaygın besinlerde bulunan, sindirimi zor karbonhidratlardır. İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) olan bireylerde, bu fruktanların bağırsakta fermantasyonu şişkinlik, gaz ve karın ağrısı gibi rahatsız edici semptomlara yol açabilir. Düşük FODMAP diyeti, bu tür sindirim sorunlarını yönetmek için bilimsel olarak kanıtlanmış bir yaklaşımdır. Bu kapsamlı rehber, fruktanların yapısını, İBS ile ilişkisini ve düşük FODMAP diyetinin semptom yönetimindeki rolünü detaylı bir şekilde inceleyecektir.
Fruktanlar Nedir ve Neden Önemlidir?
Fruktanlar, fruktoz birimlerinin zincirler halinde birleşmesiyle oluşan karmaşık karbonhidratlardır. İnsan sindirim sisteminde, özellikle ince bağırsakta, bu yapıları parçalayacak yeterli enzim bulunmadığından, fruktanlar büyük ölçüde sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşır. Kalın bağırsakta bulunan bakteriler tarafından hızla fermente edilerek gaz üretimine ve ozmotik etkiye neden olurlar. Bu durum, hassas bağırsaklara sahip bireylerde, özellikle de İrritabl Bağırsak Sendromu olan kişilerde, belirgin semptomlara yol açabilir.
Fruktanlar, doğada yaygın olarak bulunan prebiyotik lifler grubuna aittir ve bazı sağlık yararları sunabilir. Bağırsak mikrobiyotasını besleyerek yararlı bakterilerin büyümesini desteklerler. Ancak, İBS hastalarında bu prebiyotik etki, artan gaz ve şişkinlik gibi yan etkilerle birlikte gelir. Bu nedenle, fruktanların hem besinsel rolünü hem de sindirim üzerindeki etkilerini anlamak, kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımları için kritik öneme sahiptir.
Fruktan Çeşitleri ve Besinsel Kaynakları
Fruktanlar, zincir uzunluklarına göre farklı türlere ayrılabilir. En bilinen fruktanlar inülin ve fruktooligosakkaritlerdir (FOS). İnülin daha uzun zincirlere sahipken, FOS daha kısa zincirlerden oluşur. Her ikisi de birçok bitkide doğal olarak bulunur ve bazen gıda endüstrisinde lif takviyesi veya tatlandırıcı olarak kullanılır. Bu çeşitlilik, farklı gıdalardaki fruktan miktarının ve türünün sindirim üzerindeki etkilerini değiştirebilir.
Fruktanlar, günlük diyetimizde sıkça karşılaştığımız birçok besinde bulunur. Bu besinler arasında buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllar; soğan, sarımsak, enginar, kuşkonmaz gibi sebzeler; karpuz, nektarin ve greyfurt gibi meyveler; ayrıca bazı baklagiller yer alır. İşlenmiş gıdalarda ise inülin veya FOS takviyesi olarak bulunabilirler. Bu geniş yelpaze, fruktan alımını kontrol etmeyi zorlaştırabilir ve detaylı besin bilgisi gerektirir.
FODMAP Diyeti: Kapsamlı Bir Bakış
FODMAP, Fermente Edilebilir Oligosakkaritler, Disakkaritler, Monosakkaritler ve Polioller kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Bu karbonhidrat grubu, ince bağırsakta iyi emilemez ve kalın bağırsağa ulaştığında bakteriler tarafından fermente edilerek gaz ve sıvı birikimine neden olur. Düşük FODMAP diyeti, bu tür karbonhidratların alımını kısıtlayarak İBS semptomlarını hafifletmeyi amaçlayan, üç aşamalı bir beslenme stratejisidir.
Diyetin ilk aşaması, yüksek FODMAP içeren gıdaların tamamen eliminasyonudur. Bu aşama genellikle 2-6 hafta sürer ve semptomlarda belirgin bir iyileşme sağlamayı hedefler. İkinci aşama, her bir FODMAP grubunun kontrollü bir şekilde yeniden diyete dahil edilmesini içerir. Bu, hangi FODMAP türlerinin ve ne miktarda semptomları tetiklediğini belirlemek için yapılır. Son aşama ise, bireyin tolere edebildiği FODMAP miktarlarına ve türlerine göre kişiselleştirilmiş, uzun vadeli bir beslenme planının oluşturulmasıdır.
FODMAP Grupları ve Örnekleri
- Oligosakkaritler: Fruktanlar (buğday, arpa, çavdar, soğan, sarımsak, enginar, beyaz fasulye) ve Galaktooligosakkaritler (GOS – baklagiller, mercimek).
- Disakkaritler: Laktoz (süt, yoğurt, peynir gibi süt ürünleri).
- Monosakkaritler: Fruktoz fazlası (bal, elma, mango, yüksek fruktozlu mısır şurubu).
- Polioller: Sorbitol, mannitol, ksilitol, maltitol (avokado, mantar, karnabahar, bazı meyveler ve şekersiz sakızlar).
Düşük FODMAP Diyetinin Mekanizması
Düşük FODMAP diyeti, sindirilemeyen karbonhidratların bağırsaktaki etkilerini azaltarak çalışır. Bu karbonhidratlar, ince bağırsakta yeterince emilemediğinde, kalın bağırsağa ulaşır ve iki ana mekanizma ile semptomlara neden olur. Birincisi, ozmotik etki yaratarak bağırsak içine su çekerler. Bu durum, bağırsak hareketliliğini artırabilir ve ishale yol açabilir. İkincisi, kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından hızla fermente edilerek hidrojen, metan ve karbondioksit gibi gazlar üretilir. Bu gaz birikimi, şişkinlik, gaz ve karın ağrısına neden olur. Diyet, bu mekanizmaları azaltarak semptomları kontrol altına almayı hedefler.
| Yüksek FODMAP Besinler | Düşük FODMAP Besinler |
|---|---|
| Buğday, arpa, çavdar | Glutensiz yulaf, pirinç, kinoa |
| Soğan, sarımsak, enginar, kuşkonmaz | Havuç, ıspanak, patates, domates ve salatalık |
| Elma, armut, mango, karpuz | Muz (olgunlaşmamış), çilek, portakal, üzüm |
| Süt, yoğurt, yumuşak peynirler | Laktozsuz süt ürünleri, sert peynirler |
| Baklagiller (mercimek, nohut, fasulye) | Konserve mercimek (durulanmış), tofu |
| Bal, yüksek fruktozlu mısır şurubu | Akçaağaç şurubu, stevia |
İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) ve Fruktan İlişkisi
İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS), kronik karın ağrısı, şişkinlik, gaz, ishal ve/veya kabızlık ile karakterize yaygın bir sindirim sistemi bozukluğudur. İBS'nin kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bağırsak-beyin ekseni bozuklukları, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizlikler, bağırsak hareketliliği anormallikleri ve gıda hassasiyetleri gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Fruktanlar ve diğer FODMAP'ler, İBS semptomlarını tetikleyen başlıca diyet faktörlerinden biridir.
Fruktanların, İBS hastalarında semptomları tetiklemesinin temel nedeni, ince bağırsakta yetersiz emilim ve kalın bağırsakta aşırı fermantasyondur. İBS'li bireylerin bağırsakları, bu fermantasyon ürünlerine karşı daha hassastır. Bu da normalde tolere edilebilir miktarlarda bile aşırı gaz üretimine, bağırsak duvarının gerilmesine ve ağrıya yol açar. Ayrıca, fruktanların ozmotik etkisi, bağırsakta su tutulumunu artırarak ishal veya kabızlık gibi dışkılama düzeni bozukluklarını şiddetlendirebilir. Bu karmaşık etkileşimler, fruktanların İBS yönetimindeki merkezi rolünü vurgular.
İBS Semptom Tetikleyicileri ve Yaygınlık
Yapılan araştırmalar, İBS hastalarının %75'inden fazlasının diyetle ilişkili semptomlar yaşadığını göstermektedir. FODMAP'ler, bu tetikleyicilerin başında gelir. Aşağıdaki istatistiki görsel, İBS hastalarında en sık görülen semptomları ve diyetle ilişkili tetikleyicilerin oranlarını göstermektedir.
İBS Semptomları ve Tetikleyicileri (Tahmini Yüzdeler)
Fruktan İçeren Besinler: Detaylı Analiz
Fruktanlar, birçok farklı gıda grubunda bulunur ve bu da diyetten tamamen çıkarmayı zorlaştırabilir. Ancak, hangi besinlerin yüksek miktarda fruktan içerdiğini bilmek, İBS semptomlarını yönetmek için ilk adımdır. Fruktanlar, tahıllardan sebzelere, meyvelerden işlenmiş gıdalara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Besin etiketlerini okumak ve porsiyon boyutlarını anlamak, fruktan alımını kontrol etmede kilit rol oynar.
Yüksek Fruktan İçeren Tahıllar ve Baklagiller
Buğday, arpa ve çavdar gibi yaygın tahıllar, önemli miktarda fruktan içerir. Bu nedenle, İBS hastaları için bu tahılların tüketimi genellikle semptomları tetikler. Tam buğday ürünleri, beyaz buğdaya göre daha yüksek fruktan içeriğine sahip olabilir. Ekmek, makarna, kraker gibi buğday bazlı ürünler, eliminasyon aşamasında kısıtlanması gereken başlıca gıdalardandır. Glutensiz alternatifler, genellikle daha düşük fruktan içerir, ancak etiket kontrolü önemlidir. Örneğin, tam buğday unu ile yapılan ürünler, İBS semptomlarını artırabilir.
Baklagiller de önemli bir fruktan kaynağıdır. Mercimek, nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi baklagiller, hem fruktan hem de galaktooligosakkarit (GOS) içerir. Bu da onları İBS hastaları için çift tetikleyici haline getirir. Ancak, konserve baklagillerin suyu süzülüp iyice durulanması, FODMAP içeriğini bir miktar azaltabilir. Bu sayede bazı bireyler, küçük porsiyonlarda konserve baklagilleri tolere edebilir. Yine de dikkatli olunması ve bireysel toleransın test edilmesi gerekir.
Sebzeler ve Meyvelerdeki Fruktanlar
Bazı sebzeler ve meyveler de yüksek fruktan içeriğine sahiptir. Soğan ve sarımsak, fruktanlar açısından en zengin sebzelerdendir ve İBS hastalarının diyetinden genellikle tamamen çıkarılması gerekir. Enginar, kuşkonmaz, pırasa, pazı ve kırmızı pancar da dikkat edilmesi gereken diğer fruktan içeren sebzelerdir. Bunların yerine havuç, patates, ıspanak, marul, domates ve salatalık gibi düşük fruktanlı sebzeler tercih edilmelidir.
Meyveler arasında karpuz, nektarin, greyfurt, hurma ve kuru meyveler yüksek fruktan içerebilir. Elma ve armut gibi meyveler ise hem fruktoz fazlası hem de poliol içerebildiği için İBS hastaları için genellikle sorunludur. Düşük FODMAP diyetinde, olgunlaşmamış muz, çilek, portakal, üzüm ve kivi gibi meyveler daha güvenli seçeneklerdir. Meyve tüketiminde porsiyon kontrolü ve bireysel toleransın belirlenmesi büyük önem taşır.
Diğer Kaynaklar: Tatlandırıcılar ve İşlenmiş Gıdalar
Gıda endüstrisi, ürünlerin lif içeriğini artırmak veya tatlandırmak amacıyla inülin ve fruktooligosakkaritleri (FOS) yaygın olarak kullanır. Bu nedenle, işlenmiş gıdaların etiketlerini dikkatlice okumak, gizli fruktan kaynaklarını tespit etmek için hayati öneme sahiptir. Bazı bisküviler, yoğurtlar, enerji barları ve hatta bazı probiyotik takviyeleri bile inülin içerebilir. Bu durum, farkında olmadan fruktan alımını artırabilir ve semptomları tetikleyebilir.
Şekersiz sakızlar, bazı diyet ürünleri ve öksürük şurupları gibi ürünlerde bulunan sorbitol, mannitol, ksilitol gibi polioller de FODMAP grubuna dahildir. Bu tatlandırıcılar, aşırı tüketildiğinde bağırsaklarda ozmotik etki yaratarak gaz ve ishale neden olabilir. Bu nedenle, düşük FODMAP diyetini uygulayan bireylerin, ürün etiketlerini okurken bu bileşenlere karşı da dikkatli olmaları gerekmektedir. Fıstık ezmesi gibi doğal ürünler genellikle güvenli olsa da, bazı markaların şeker veya lif takviyeleri ekleyebileceği unutulmamalıdır.
FODMAP Diyetinin Faydaları ve Kimler İçin Uygundur?
Düşük FODMAP diyeti, İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) semptomlarını yönetmede en etkili diyet yaklaşımlarından biri olarak kabul edilmektedir. Bilimsel çalışmalar, İBS hastalarının %50 ila %80'inde karın ağrısı, şişkinlik, gaz ve dışkılama düzeni bozukluklarında önemli iyileşmeler sağladığını göstermektedir. Bu diyet, semptomların şiddetini azaltarak yaşam kalitesini artırır ve bireylerin günlük aktivitelerine daha rahat devam etmelerine olanak tanır. Semptomların kontrol altına alınması, aynı zamanda anksiyete ve depresyon gibi İBS ile ilişkili psikolojik yükü de hafifletebilir.
Bu diyet, özellikle doktor tarafından İBS tanısı konmuş ve diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermemiş bireyler için uygundur. Kronik sindirim semptomları yaşayan ancak tanı konmamış kişilerin, öncelikle bir gastroenterolog tarafından değerlendirilmesi ve doğru tanı konulması önemlidir. Diyet, semptomları tetikleyen besinleri belirlemek ve bağırsak hassasiyetini anlamak için güçlü bir araçtır. Ancak, doğru uygulanması ve bir diyetisyen eşliğinde yürütülmesi, potansiyel besin eksikliklerini önlemek ve diyetin uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamak açısından kritik öneme sahiptir.
Diyetisyen Kontrolünde Uygulama Şartı
Düşük FODMAP diyeti, oldukça kısıtlayıcı bir beslenme planı olabilir ve önemli besin gruplarının dışlanmasını gerektirebilir. Bu nedenle, diyetin bir klinik diyetisyen veya beslenme uzmanı rehberliğinde uygulanması zorunludur. Uzman desteği olmadan uygulandığında, diyet yetersiz beslenmeye, gereksiz kısıtlamalara ve hatta bağırsak mikrobiyotasında olumsuz değişikliklere yol açabilir. Diyetisyen, eliminasyon ve yeniden tanıtma aşamalarını doğru bir şekilde yöneterek, bireyin semptomlarını en aza indirirken beslenme yeterliliğini sağlamasına yardımcı olacaktır.
FODMAP Diyetinin Potansiyel Riskleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
Düşük FODMAP diyeti etkili bir yöntem olsa da, bazı potansiyel riskleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları barındırır. Diyetin eliminasyon aşaması, birçok meyve, sebze, tahıl ve baklagil grubunu kısıtladığı için besin çeşitliliğini azaltabilir. Bu durum, özellikle lif, kalsiyum, demir ve bazı B vitaminleri gibi önemli besin ögelerinin yetersiz alımına yol açabilir. Uzun süreli ve kontrolsüz uygulamalar, besin eksiklikleri riskini artırabilir ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu nedenle, diyetin her aşamasında beslenme yeterliliğinin sağlanması esastır.
Diyetin bir diğer önemli riski, bağırsak mikrobiyotası üzerindeki potansiyel etkileridir. FODMAP'ler, aynı zamanda bağırsaktaki yararlı bakteriler için prebiyotik görevi görür. Düşük FODMAP diyeti, bu prebiyotik alımını azalttığı için, bağırsak mikrobiyotasının bileşiminde değişikliklere neden olabilir. Bu değişikliklerin uzun vadeli sağlık üzerindeki etkileri hala araştırılmaktadır. Bu nedenle, diyetin sadece semptomları kontrol altına almak için en kısa sürede uygulanması ve ardından yeniden tanıtma aşamasında tolere edilebilir FODMAP'lerin diyete geri eklenmesi önemlidir. Örneğin, kabuklular gibi FODMAP içermeyen protein kaynakları, diyetin besin değerini korumak için iyi bir seçenek olabilir.
Kimler Dikkat Etmeli?
Düşük FODMAP diyeti herkes için uygun değildir. Hamile ve emziren kadınlar, büyüme çağındaki çocuklar ve yeme bozukluğu geçmişi olan bireyler için özel dikkat gereklidir. Bu gruplarda, diyetin kısıtlayıcı doğası, besin eksiklikleri ve psikolojik stres riskini artırabilir. Ayrıca, İBS dışındaki sindirim sorunları olan kişilerde, altta yatan başka bir tıbbi durumun gözden kaçırılmaması için doğru tanı konulmadan diyete başlanmamalıdır. Diyetisyen rehberliği, bu hassas gruplar için daha da hayati hale gelmektedir.
Pratik Öneriler ve Sık Yapılan Hatalar
Düşük FODMAP diyetini başarılı bir şekilde uygulamak, doğru bilgi ve pratik stratejiler gerektirir. İlk olarak, bir beslenme günlüğü tutmak, hangi gıdaların semptomları tetiklediğini ve hangilerinin tolere edildiğini anlamak için çok faydalıdır. Bu günlük, hem eliminasyon hem de yeniden tanıtma aşamalarında değerli veriler sağlar. İkinci olarak, gıda etiketlerini dikkatlice okumak, gizli FODMAP kaynaklarından kaçınmak için kritik öneme sahiptir. İnülin, fruktoz şurubu, sorbitol gibi bileşenlere dikkat edilmelidir.
Porsiyon kontrolü, düşük FODMAP diyetinin önemli bir bileşenidir. Bazı yüksek FODMAP içeren gıdalar, küçük porsiyonlarda tolere edilebilir olabilir. Örneğin, bir miktar elma İBS semptomlarını tetiklerken, çok küçük bir dilim sorun yaratmayabilir. Yeniden tanıtma aşamasının titizlikle yapılması, diyetin en önemli adımıdır. Her FODMAP grubunu ayrı ayrı ve artan miktarlarda test etmek, bireysel tolerans sınırlarını belirlemeye yardımcı olur. Bu aşama, gereksiz kısıtlamalardan kaçınmak ve diyeti uzun vadede sürdürülebilir kılmak için elzemdir.
En Sık Yapılan Hatalar
Düşük FODMAP diyetini uygularken yapılan yaygın hatalardan biri, eliminasyon aşamasını gereğinden uzun sürdürmektir. Bu durum, besin eksiklikleri riskini artırır ve bağırsak mikrobiyotasını olumsuz etkileyebilir. Bir diğer hata, yeniden tanıtma aşamasını atlamak veya aceleci davranmaktır. Bu, hangi gıdaların semptomları tetiklediğini doğru bir şekilde belirlemeyi engeller ve diyetin etkinliğini azaltır. Ayrıca, diyetisyen desteği almadan diyeti kendi başına uygulamak, yanlış yorumlamalara ve beslenme hatalarına yol açabilir. Sosyal ortamlarda yemek yemekten kaçınmak veya aşırı kısıtlayıcı olmak da diyetin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen hatalardandır.
Fruktan ve FODMAP Hakkında Bilimsel Açıklamalar
Fruktanların sindirim fizyolojisi, insan ince bağırsağındaki spesifik enzimlerin (örneğin sukraz-izomaltaz kompleksi) fruktoz-fruktoz bağlarını parçalayamamasıyla başlar. Bu durum, fruktanların bütün halde kalın bağırsağa ulaşmasına neden olur. Kalın bağırsakta bulunan kolondaki mikroorganizmalar, anaerobik fermantasyon yoluyla bu karbonhidratları metabolize eder. Bu fermantasyon süreci, kısa zincirli yağ asitleri (SCFA'lar) gibi faydalı ürünlerin yanı sıra, hidrojen, metan ve karbondioksit gibi gazların da üretilmesine yol açar.
İBS hastalarında, bu gaz üretimi ve ozmotik etki, normal bireylere göre çok daha belirgin semptomlara yol açar. Bunun nedenleri arasında visceral hipersensitivite (bağırsakların ağrıya karşı aşırı duyarlılığı), bağırsak mikrobiyotasındaki disbiyozis (dengesizlik) ve bağırsak bariyer fonksiyonundaki bozukluklar yer alır. Düşük FODMAP diyeti, bu fermantasyon yükünü azaltarak bağırsak içi gaz hacmini ve ozmotik yükü düşürür, böylece İBS semptomlarını hafifletir. Güncel araştırmalar, FODMAP diyetinin bağırsak mikrobiyotasını değiştirdiğini, ancak bu değişikliklerin klinik faydalarla nasıl ilişkili olduğunu ve uzun vadeli etkilerini daha iyi anlamak için ek çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Düşük FODMAP diyeti ne kadar sürer?
Diyetin eliminasyon aşaması genellikle 2 ila 6 hafta sürer. Ardından, hangi FODMAP'lere karşı hassasiyet olduğunu belirlemek için kontrollü yeniden tanıtma aşaması başlar. Bu aşamalar tamamlandığında, bireyselleştirilmiş ve daha az kısıtlayıcı bir uzun vadeli diyet planı oluşturulur.
Fruktanlar gluten ile aynı şey midir?
Hayır, fruktanlar gluten ile aynı değildir. Gluten bir protein iken, fruktanlar karbonhidrattır. Buğday gibi bazı gıdalar hem gluten hem de fruktan içerir. İBS hastaları genellikle fruktanlara karşı hassasken, çölyak hastaları glutene karşı hassastır.
Düşük FODMAP diyeti bağırsak mikrobiyotasını etkiler mi?
Evet, düşük FODMAP diyeti bağırsak mikrobiyotasının bileşimini değiştirebilir. Özellikle prebiyotik olarak işlev gören bazı yararlı bakterilerin sayısını azaltabilir. Bu nedenle diyetin kısa süreli uygulanması ve yeniden tanıtma aşamasının önemi vurgulanır.
Hangi meyveler düşük fruktan içerir?
Olgunlaşmamış muz, çilek, portakal, üzüm, kivi, ahududu ve yaban mersini gibi meyveler genellikle düşük fruktan içeriğine sahiptir ve düşük FODMAP diyetinde güvenle tüketilebilir.
Soğan ve sarımsak yerine ne kullanabilirim?
Soğan ve sarımsak yerine lezzet katmak için taze zencefil, Frenk soğanı (yeşil kısmı), kekik, biberiye gibi baharatlar ve otlar kullanılabilir. Sarımsak infüzyonlu yağlar da sarımsak lezzeti verirken fruktan içermez.
Düşük FODMAP diyeti kilo vermeye yardımcı olur mu?
Düşük FODMAP diyeti kilo verme diyeti olarak tasarlanmamıştır. Ancak, bazı kısıtlayıcı doğası nedeniyle kalori alımında azalmaya ve dolayısıyla kilo kaybına neden olabilir. Kilo kontrolü için bir diyetisyenle görüşmek en doğrusudur.
FODMAP diyeti çocuklarda uygulanabilir mi?
Düşük FODMAP diyeti, çocuklarda İBS semptomları için etkili olabilir ancak mutlaka çocuk gastroenteroloğu ve pediatrik diyetisyen kontrolünde uygulanmalıdır. Çocuklarda beslenme yetersizliği riski daha yüksek olduğu için özel dikkat gereklidir.
Diyetin uzun vadeli etkileri nelerdir?
Diyetin uzun vadeli etkileri üzerine araştırmalar devam etmektedir. Kontrollü ve kişiselleştirilmiş bir diyet planı ile çoğu birey, semptomlarını kontrol altında tutarken geniş bir yelpazede gıda tüketebilir. Ancak, uzun süreli ve aşırı kısıtlayıcı diyetler potansiyel riskler taşıyabilir.
Referanslar
Gibson, P. R. (2017). History of the low FODMAP diet. Journal of Gastroenterology and Hepatology, 32(S1), 5-7.
Halmos, E. P., Power, V. A., Shepherd, S. J., Gibson, P. R., & Muir, J. G. (2014). A diet low in fermentable oligo-, di-, mono-saccharides and polyols reduces symptoms of irritable bowel syndrome in children. Gastroenterology, 146(1), 67-75.
Staudacher, H. M., Lomer, M. C., Anderson, J. L., Barrett, J. S., Gibson, P. R., & Whelan, K. (2012). Fermentable carbohydrate restriction reduces luminal bifidobacteria and gastrointestinal symptoms in patients with irritable bowel syndrome. Journal of Nutrition, 142(8), 1510-1518.
Varney, J., Shepherd, S., Gibson, P., & Muir, J. G. (2017). Fructans are the main culprit for the symptoms of irritable bowel syndrome in patients with self-reported non-celiac gluten sensitivity. Journal of Gastroenterology and Hepatology, 32(S1), 103-106.
Ong, D. K., Mitchell, S. B., Barrett, J. S., Shepherd, S. J., Muir, J. G., & Gibson, P. R. (2010). Fructan malabsorption may cause symptoms in patients with irritable bowel syndrome: an exploratory study. Journal of Gastroenterology and Hepatology, 25(8), 1339-1343.
Beslenmenizi Bilimle Optimize Edin
Bilimsel algoritmalarımızla kişisel analizlerinizi yapın, sağlığınızı verilerle takip edin.
İlgili yazılar
Tümünü GörTopluluk Görüşleri & Değerlendirmeler
Deneyimlerinizi paylaşın veya sorularınızı sorun.


